TEŞEKKÜRLER YUNAN DEVLETİ!

Birçok insanın hayatı boyunca belki de hiç yaşayamayacağı keskinlikteki duyguları son 30 saat içerisinde yaşadım. Şöyle oldu: Hayatımda son 6 yıldır sıradan olduğu üzere, uçak biletimi alıp İstanbul’dan Atina seferli uçağa bindim. Oturma iznim, pasaportum, gerekli belgeler, aşı gibi tüm teferruat hazırdı. Atina’ya gittim, pasaport kontrolünde beni önce bekleme odasına, sonra nezarete en sonunda da siyasi sığınmacı ve yasadışı mültecilerin kaldığı koğuşa attılar. Bir gece orada kaldım, ertesi gün de deport edildim. Bütün bunları yaparken de gerekçe belirtmediler. 24 saat önce Yunan koğuşunda hapisken koğuştaki Mısırlı arkadaşın paylaştığı muzla idare ederken şu anda İstanbul’un gözde semtlerinden birindeki gözde bir mekanda kahvemi içiyorum ve bu satırları yazıyorum...

2015’ten bu yana Yunanistan’da yaşıyordum. İstanbul Yunanistan Başkonsolosluğu’nun ücretsiz Yunanca derslerine 2010 yılında başlayıp, yetkinlik belgesini 2014’te alarak ertesi yıl Atina’ya yerleşmiştim. Yunan dili yetkinlik belgesini elde ettiğinizde Yunan üniversitelerine sınavsız girme hakkını elde ediyordunuz. Panteion Üniversitesi Siyasal Bilgiler ve Tarih bölümünden 2020’de mezun oldum. Oturma izni ya da vergi numarası dahil yasal bir Yunan vatandaşının sahip olduğu her şeye sahiptim. Bir buçuk yıl sonra vatandaşlık başvurusu yapmaya gün sayıyor, avukatımla bu konuda şakalaşıp gün sayıyorduk.

Ancak beklendiği gibi olmadı. Yunan devleti; 6 yıldır oturma izniyle yaşayan, Yunan üniversitesi mezunu, ikametgahı Atina olan gazeteci bir Türk vatandaşını hiçbir gerekçe göstermeden “istenmeyen kişi” ilan etti. Bu da yetmedi, üzerine bir gece de Prison Break dizisi fragmanını gerçek kalitesiyle izlettirdi. Koğuş hayatı, suyu akmayan tuvaletler, pislik ve size yarı insan muamelesi yapan memurlarla dolu bir yerde bir gece kalmanın “doyumsuz” keyfine nail oldum. Geçersiz belgem yok, kaçakçılık şüphelisi değilim, casusluk şüphesi mevcut değil ancak “nedeni belli olmayan gerekçeyle” başıma bunlar geldi. 

Sitemim Yunan devletine, Yunanistan’ın bütününe değil. Çünkü ilk andan itibaren destek olan Yunan dostlarım, ilgili mercilere görüşerek bir şeyler yapmaya çalıştılar. Havaalanından deport edilirken inisiyatif alarak banka hesabımdan para çekmeme izin veren, “Seni niye gönderiyorlar ki” deyip duran polis memuru da var. Yunanistan, bir insanı keyfi yere kovan ruhsuzların olduğu kadar, eskortluk ettiği deport yiyen kişinin derdiyle dertlenen insanların da ülkesi.

6-7 Eylül 1955’te pogroma maruz kalan ya da 1964’de kovulan Rum vatandaşlarımızın hissettiği hayalkırıklığını ve çaresizliğini bir tutam da olsa hissettim diyebilirim.

Sıradan hapis hayatıyla tek farkı, telefonlara izin verilmesiydi. Çektiğim bazı fotoğrafları sizinle paylaşıyorum. Ben koğuşa girdiğimde akşama kadar yemek ve su vermedikleri için, benimle muzunu paylaşan Mısırlı Muhammet’e, tuvalette sular akmadığı için peçetelerden biriktirdiği tuvalet kağıtlarından bana veren Yemenli Salih’e tekrar buradan teşekkür ediyorum.     

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.